to tell
decir
söylemek
decir
söylemek
to tell me
decirme
(bana) söyle
decirme
(bana) söyle
you can tell me
puedes decirme
bana söyleyebilirsin
puedes decirme
bana söyleyebilirsin
you can tell me tonight
puedes decirme esta noche
bu akşam/gece bana söyleyebilirsin
puedes decirme esta noche
bu akşam/gece bana söyleyebilirsin
if
si
eğer
si
eğer
you can tell me tonight if you want
puedes decirme esta noche si quieres
eğer istersen bu gece bana söyleyebilirsin
puedes decirme esta noche si quieres
eğer istersen bu gece bana söyleyebilirsin
can you tell me now?
¿puedes decirme ahora?
bana şimdi söyleyebilir misin?
¿puedes decirme ahora?
bana şimdi söyleyebilir misin?
why can’t you tell me now?
¿por qué no puedes decirme ahora?
neden bana şimdi söyleyemiyorsun?
¿por qué no puedes decirme ahora?
neden bana şimdi söyleyemiyorsun?
I have to
tengo que
mecburum/ zorundayım
tengo que
mecburum/ zorundayım
he, she, it has to
tiene que
mecbur/zorunda
tiene que
mecbur/zorunda
you have to
tienes que
mecbursun/zorundasın
tienes que
mecbursun/zorundasın
you have to tell me
tienes que decirme
bana söylemek zorundasın
tienes que decirme
bana söylemek zorundasın
the truth
la verdad
gerçek
la verdad
gerçek
you have to tell me the truth
tienes que decirme la verdad
bana gerçeği/doğruyu söylemek zorundasın
tienes que decirme la verdad
bana gerçeği/doğruyu söylemek zorundasın
you have to tell me the truth now
tienes que decirme la verdad ahora
şimdi bana gerçeği söylemek zorundasın
tienes que decirme la verdad ahora
şimdi bana gerçeği söylemek zorundasın
you have to
tienes que
mecbursun/zorundasın
tienes que
mecbursun/zorundasın
you don’t have to
no tienes que
mecbur değilsin/ zorunda değilsin
no tienes que
mecbur değilsin/ zorunda değilsin
you don’t have to explain
no tienes que explicar
açıklamak zorunda değilsin
no tienes que explicar
açıklamak zorunda değilsin
you don’t have to explain the reason why
no tienes que explicar el porqué
nedenini/sebebini açıklamak zorunda değilsin
no tienes que explicar el porqué
nedenini/sebebini açıklamak zorunda değilsin
to do
hacer
yapmak
hacer
yapmak
to do it
hacerlo
(onu/ 0 işi) yapmak
hacerlo
(onu/ 0 işi) yapmak
you don’t have tell me now, you can do it tomorrow
no tienes que decirme ahora, puedes hacerlo mañana
bana şimdi söylemek zorunda değilsin, yarın yapabilirsin
no tienes que decirme ahora, puedes hacerlo mañana
bana şimdi söylemek zorunda değilsin, yarın yapabilirsin
(yarın söyleyebilirsin)
later
más tarde
daha sonra
más tarde
daha sonra
you can explain later if you want
puedes explicar más tarde si quieres
eğer istersen daha sonra açıklayabilirsin
puedes explicar más tarde si quieres
eğer istersen daha sonra açıklayabilirsin
you don't have to explain now, you can tell me later
no tienes que explicar ahora, puedes decirme más tarde
şimdi açıklamak zorunda değilsin, bana daha sonra söyleyebilirsin
no tienes que explicar ahora, puedes decirme más tarde
şimdi açıklamak zorunda değilsin, bana daha sonra söyleyebilirsin
to go out
salir
çıkmak/dışarı çıkmak/bir yerden ayrılmak-gitmek
çıkmak/dışarı çıkmak/bir yerden ayrılmak-gitmek
do you have to go out tonight?
¿tienes que salir esta noche?
bu akşam dışarı çıkmak zorunda mısın?
¿tienes que salir esta noche?
bu akşam dışarı çıkmak zorunda mısın?
why do you have to go out tonight?
¿por qué tienes que salir esta noche?
bu akşam neden dışarı çıkmak zorundasın?
¿por qué tienes que salir esta noche?
bu akşam neden dışarı çıkmak zorundasın?
you don't have to go out tonight
no tienes que salir esta noche
bu akşam dışarı çıkmak zorunda değilsin
no tienes que salir esta noche
bu akşam dışarı çıkmak zorunda değilsin
to know
saber
bilmek
saber
bilmek
he wants to know
quiere saber
bilmek istiyor/bilmesi lazım/
quiere saber
bilmek istiyor/bilmesi lazım/
he wants to know if you can do it later
quiere saber si puedes hacerlo más tarde
daha sonra yapabiliyorsanız bilmek istiyor/bilmesi lazım/bilmesi gerekiyor
quiere saber si puedes hacerlo más tarde
daha sonra yapabiliyorsanız bilmek istiyor/bilmesi lazım/bilmesi gerekiyor
he wants to know if you can do it for me later
quiere saber si puedes hacerlo para mi más tarde
daha sonra o işi benim için yapabilirseniz bilmek istiyor
quiere saber si puedes hacerlo para mi más tarde
daha sonra o işi benim için yapabilirseniz bilmek istiyor
to be
estar
olmak
estar
olmak
to be here
estar aquí
burada olmak
estar aquí
burada olmak
she wants to know if you can be here tomorrow
quiere saber si puedes estar aquí mañana
yarın burada olabiliyorsanız bilmek istiyor
quiere saber si puedes estar aquí mañana
yarın burada olabiliyorsanız bilmek istiyor
to work
trabajar
çalışmak (iş)
trabajar
çalışmak (iş)
I want to know if you have to work today
quiero saber si tienes que trabajar hoy
bugün çalışmak zorundaysanız bilmek isterim/istiyorum
quiero saber si tienes que trabajar hoy
bugün çalışmak zorundaysanız bilmek isterim/istiyorum
you can't
no puedes
yapamazsın
no puedes
yapamazsın
I want to know the reason why you can't work today
quiero saber el porqué no puedes trabajar hoy
bugün neden çalışamadığını bilmek istiyorum
quiero saber el porqué no puedes trabajar hoy
bugün neden çalışamadığını bilmek istiyorum
if you can't do it today, can you do it for me tomorrow?
¿si no puedes hacerlo hoy, puedes hacerlo para mi mañana?
eğer bugün yapamıyorsan (o işi), benim için yarın yapabilir misin?
¿si no puedes hacerlo hoy, puedes hacerlo para mi mañana?
eğer bugün yapamıyorsan (o işi), benim için yarın yapabilir misin?
it's not important
no es importante
önemli değil
no es importante
önemli değil
el porqué no es importante
nedeni/sebebi önemli değil